Moliere ve Tiyatro
  • Moliere çağında Paris’te tiyatro, edebiyatın şahdamarı olmuştu. Fransız düşüncesi sanatla en iyi sahnede kaynaşıyor, özelliklerini en rahatça orada belirtiyordu. Bununla beraber ya tragedyada olduğu gibi yalnız klasik örneklerde, sarayın incelmiş kültürüne ve şiire çevrik, ya da kaba komedyalarda olduğu gibi halk kaynaklarına, ucuz güldürmelere, tuluata, el, kol ve yüz oyunlarına, gelişigüzel sözlerle çevrikti. Moliere’in gördüğü iş komedyayı, güldürücülüğünü kaybettirmeden yüceltmek, çağının ileri kültür düzeyine çıkarmak, böylece de aydınlarla halk arasındaki, sarayla şehir arasındaki ayrılığı gidermek, halkın gürbüz tiyatro eserlerini yukarıya, yukarının kültür değerlerini halka ulaştırmak oldu. Bunu başarmasında iki yanlı bir hayatı ve düşüncesi olmasının payı büyüktür. Moliere sarayla alışverişi olan zengin bir ailenin çocuğuydu, ama sanatı dolayısıyla Fransa’nın köylüsüne varıncaya kadar her çeşit halkıyla da senli benli olmuştu... bizde ilk tutulan Batılı tiyatro yazarının Moliere olması hiç de rasgele değildir. Moliere insanca konuşması, halktan yana olduğu için her millete uyması bir yana, Türk seyircisinin geleneksel orta oyunu ve Karagöz tiyatrosu, onun çıkış noktası olan tiyatrodan hiç de uzak degildir